Görsel-İşitsel Kültürde Kadın Sempozyumu
GİKK 2027
Dört ana tema, on iki araştırma sorusu ve bir davetli bölüm ile feminist miras, duygulanım, gelecek ve görünürlük üzerine düşünmeye çağırıyoruz.
Tema 01
Arşivden Öte
Feminist Miras, Karşı-Arşiv ve Foremother Love
Beyond the Archive: Feminist Inheritance, Counter-Archives and Foremother Love

Kadınların görsel-işitsel kültürde ürettikleri imgeler, hikâyeler, deneyimler ve bilgi biçimleri nasıl hatırlanır? Hangileri arşivlere girer, hangileri dışında kalır? Bir kadın sanatçının, sinemacının ya da araştırmacının üretimi kendisinden sonra gelen kadınların düşünme ve yaratma biçimlerinde nasıl yaşamaya devam eder?

GİKK 2027, arşivi yalnızca geçmişin belgelerinin saklandığı bir alan olarak değil; mirasın aktarıldığı, unutmanın ve hatırlamanın müzakere edildiği, boşlukların görünür kılındığı ve geçmişle yeni ilişkilerin kurulabildiği canlı bir alan olarak düşünmeye çağırıyor.

Bu çerçevede feminist miras (feminist inheritance), geçmişten devralınan düşünsel ve politik mirasın sabit bir aktarım olmadığını; her kuşağın bu mirasla yeniden ilişki kurduğunu vurgular. Karşı-arşiv (counter-archive), resmî ve kurumsal arşivlerin dışında bırakılmış hayatların, deneyimlerin ve üretimlerin izlerini sürerken; Foremother Love, biyolojik soyun ötesinde kadınlar arasında kurulan düşünsel, sanatsal ve duygulanımsal akrabalıkları tartışmaya açar.

Sempozyumun Temel Sorusu

Kadınların görsel-işitsel kültürde birbirlerinden devraldıkları imgeler, hikâyeler, deneyimler ve üretim biçimleri nasıl korunur, nasıl dönüşür ve geleceğe nasıl aktarılır?

01
Kimden Miras Aldık?
Foremother'lar, Soykütükleri ve Feminist Aktarım

Feminist kültürel miras yalnızca eserlerin ve isimlerin kuşaktan kuşağa aktarılması değildir. Bazen bir film, bir görüntü, bir yöntem, bir jest, bir anlatma biçimi ya da başka bir kadının açtığı düşünsel alan sonraki kuşakların üretiminde yaşamaya devam eder.

Bu başlık, kadınların görsel-işitsel kültürde birbirleriyle kurdukları tarihsel, estetik, düşünsel ve duygulanımsal bağlara odaklanır.

Kuşaklararası ilişkiler, Feminist öncüller, Unutulmuş kadın üreticiler, Ustalık ve mentorluk, Dayanışma, Feminist sanat ve sinema soykütükleri, Seçilmiş akrabalıklar, Yeniden okuma
Temel Soru

Kendimizi hangi kadınların ardından, yanında ve devamında düşünüyoruz?

02
Neyi Hatırlıyoruz?
Karşı-Arşiv, Sessizlikler ve Görünmez Tarihler

Her arşiv aynı zamanda bir seçme ve dışarıda bırakma pratiğidir. Bazı hayatlar, eserler ve deneyimler korunurken bazıları kaybolur; bazı sesler tarihsel anlatının parçası olurken bazıları sessizleşir.

Feminist karşı-arşiv, yalnızca bu eksiklikleri tamamlamayı değil, arşivin nasıl kurulduğunu ve hangi bilgi biçimlerinin arşivlenmeye değer kabul edildiğini de sorgular. Dijital kültür ise bu soruya yeni bir boyut ekler: platformlar ve algoritmalar neyi hatırlamamıza, neyi unutmamıza aracılık eder?

Görünmeyen tarihlerin üretimi, Kayıp ve unutulmuş filmler, Hikâyeler ve aile arşivleri, TV filmleri, Fotoğraf ve video koleksiyonları, Sözlü tarih, Dijital ve çevrimiçi arşivler, Queer ve feminist arşiv pratikleri, Göç ve yeniden edinme, Resmî arşivlerin sessizlikleri, Algoritmik unutma
Temel Soru

Arşivde olmayanı nasıl hatırlarız?

03
Mirasla Ne Yapıyoruz?
Beden, Bakım, Onarım ve Yeniden-Yazım

Feminist miras geçmişi olduğu gibi korumaktan ibaret değildir. Geçmişle ilişki kurmak aynı zamanda onu yeniden okumayı, eksiklikleriyle karşılaşmayı, yaralarını ve sessizliklerini görünür kılmayı ve elde kalan parçalarla yeni anlatılar kurmayı içerir.

Bu başlık, arşiv ve mirasla kurulan ilişkiyi bakım ve onarım perspektifinden ele alır. Onarım burada geçmişteki boşlukları kapatmak ya da kaybedilmiş bir bütünlüğü yeniden kurmak anlamına gelmez; aksine eksiklikleri ve "dikişleri" görünür bırakarak geçmişin parçalarıyla yeni ilişkiler ve yeni anlatılar kurmayı ifade eder.

Oto-teori ve kişisel anlatı, Bedensel ve duygulanımsal bilgi, Bedende kuşaklar, Bakım etiği, Travma, kayıp ve yas, Yeniden-yazım ve yeniden-sahneleme, Found footage, Video essay, Deneysel sinema, Kişisel ve kolektif hafıza
Temel Soru

Geçmişten bize kalanlarla yeni bir gelecek nasıl kurarız?

Tema 02
Beden Ne Hisseder?
Duygulanımlar, Kırılganlık ve Reddetmenin Görsel-İşitsel Politikaları
What Does the Body Feel? Affect, Vulnerability and the Audiovisual Politics of Refusal

Bir görüntü bize ne hissettirir? Beden hangi duyguları taşır, hangilerini saklar, hangilerini ifade etmeyi reddeder? Öfke, yas, arzu, korku, utanç, haz ve kırılganlık görsel-işitsel kültürde nasıl biçim kazanır?

GİKK 2027, duyguları yalnızca bireysel ve psikolojik deneyimler olarak değil; bedenler, ilişkiler ve toplumsal yapılar arasında dolaşan duygulanımsal kuvvetler olarak düşünmeye çağırıyor.

Bakım ve kırılganlık kadar öfke, sessizlik, geri çekilme ve reddetme de bu alanın parçasıdır. Böylece kadın bedeni yalnızca bakılan ya da temsil edilen bir beden değil; hisseden, etkilenen, ilişki kuran, bakım veren ve gerektiğinde "hayır" diyebilen bir özne olarak ele alınır.

Sempozyumun Temel Sorusu

Bedenin hissettikleri görsel-işitsel kültürde nasıl görünür, duyulur ve politikleşir?

01
Ne Hissediyoruz?
Beden, Duygulanım ve Görsel-İşitsel Deneyim

Duygular yalnızca karakterlerin iç dünyasına mı aittir, yoksa görüntünün ritmi, sesi, dokusu, yakınlığı ve süresi aracılığıyla bedenler arasında mı dolaşır?

Bu başlık, görsel-işitsel kültürde duygulanımın nasıl üretildiğine ve bedenin görme, işitme ve hissetme deneyimlerinin birbirleriyle nasıl ilişkilendiğine odaklanır.

Duygulanım, Beden, Arzu, Haz, Öfke, Korku, Utanç, Yas, Duyusal sinema, Bedenlenmiş seyir
Temel Soru

Bir görüntüyü yalnızca görür müyüz, yoksa bedenimizle mi deneyimleriz?

02
Kırılganlık Ne Zaman Politikleşir?
Bakım, Yaralanabilirlik ve İlişkisel Öznellik

Kırılganlık yalnızca güçsüzlük müdür? Bedenlerin birbirlerine bağımlı olduğu, bakım verdiği ve bakım aldığı ilişkiler başka bir politik özne anlayışının başlangıcı olabilir mi?

Bu başlık, bakım ve kırılganlığı özel alana ait deneyimler olmaktan çıkararak görsel-işitsel kültürde bağımlılık, dayanışma, yas, yakınlık ve birlikte yaşama biçimleri üzerinden düşünmeye açar.

Kırılganlık, Bakım, Yaralanabilirlik, Bağımlılık, Dayanışma, Yas, Yakınlık, İlişkisel öznellik, Bakım etiği
Temel Soru

Kırılganlığı güçsüzlük olarak değil, başka türlü birlikte yaşamanın imkânı olarak düşünebilir miyiz?

03
"Hayır" Demek Bir Görüntüye Dönüşebilir mi?
Refusal, Sessizlik ve Feminist Reddetme

Kadınların direnişi her zaman konuşmak, görünür olmak ya da harekete geçmek biçiminde gerçekleşmez. Susmak, geri çekilmek, katılmamak, şikâyet etmek, itaat etmemek ya da yalnızca "hayır" demek de politik eylemler olabilir.

Bu başlık, feminist refusal tartışmalarından hareketle görsel-işitsel kültürde reddetmenin, sessizliğin ve geri çekilmenin nasıl temsil edildiğini ve nasıl estetik biçimlere dönüşebildiğini sorgular.

Refusal, Feminist reddetme, Şikâyet, Sessizlik, Geri çekilme, İtaatsizlik, Görünmezlik, Direniş, Feminist estetik
Temel Soru

Görünmemek, susmak ya da geri çekilmek de bir direniş biçimi olabilir mi?

Tema 03
Henüz Olmayanın İmgeleri
Feminist Gelecekler, Kriz ve Spekülatif Görsel-İşitsel Kültür
Images of the Not-Yet: Feminist Futures, Crisis and Speculative Audiovisual Culture

Gelecek nasıl görünür? Kimin geleceği tahayyül edilebilir; hangi bedenler, yaşam biçimleri ve dünyalar geleceğin imgelerinde kendilerine yer bulabilir?

Görsel-işitsel kültür geleceği yalnızca temsil etmez; henüz var olmayan dünyaları, ilişkileri ve yaşam biçimlerini düşünmenin yollarını da üretir. Sinema, video, dijital sanat ve yeni medya; ütopyadan distopyaya, ekolojik krizden insan-ötesi yaşam tahayyüllerine kadar geleceğin nasıl hayal edildiği ve kimler için mümkün kılındığı üzerine bir düşünme alanı açar.

GİKK 2027, feminist gelecek düşüncesini yalnızca "gelecekte kadınların yeri" sorusuna indirgemeden; mevcut dünyanın sınırlarını aşma, başka türlü yaşam biçimlerini tahayyül etme ve henüz var olmayanı görsel-işitsel olarak kurma pratiği olarak ele alıyor.

Sempozyumun Temel Sorusu

Henüz var olmayan bir dünyanın imgelerini nasıl kurarız?

01
Kimin Geleceğini Hayal Ediyoruz?
Feminist Gelecekler, Ütopya ve Spekülatif Tahayyül

Gelecek anlatıları tarafsız değildir. Geleceğin kentleri, bedenleri, ilişkileri ve toplulukları tasarlanırken bazı yaşam biçimleri geleceğin parçası olarak tahayyül edilirken bazıları görünmez kalır.

Bu başlık, feminist ve queer gelecek tahayyüllerinden hareketle görsel-işitsel kültürün mevcut toplumsal düzeni yalnızca geleceğe taşıyıp taşımadığını ya da başka türlü yaşamanın imgelerini üretip üretemeyeceğini tartışmaya açar.

Feminist gelecekler, Feminist ütopya, Queer gelecekler, Spekülatif kurmaca, Afrofütürizm, Alternatif dünyalar, Gelecek tahayyülleri
Temel Soru

Geleceği tahayyül ederken bugünün dünyasını mı tekrar ediyoruz, yoksa başka türlü yaşamanın imgelerini kurabilir miyiz?

02
Krizden Sonra Nasıl Bir Dünya?
Ekolojik Kriz, Kırılgan Dünyalar ve İnsan-Ötesi Gelecekler

İklim krizi, savaşlar, göçler, salgınlar ve ekolojik yıkım geleceği giderek kriz imgeleri üzerinden düşünmemize neden oluyor. Ancak görsel-işitsel kültür krizi yalnızca felaket ve çöküş olarak göstermek zorunda mıdır?

Bu başlık, feminist ve ekolojik düşünceden hareketle insan ile doğa, teknoloji, hayvanlar ve diğer insan-olmayan varlıklar arasındaki ilişkilerin yeniden tahayyül edildiği görsel-işitsel gelecekleri tartışmaya açar.

Ekofeminizm, İklim kurgusu, Ekolojik kriz, İnsan-olmayan yaşam, Posthüman gelecekler, Kırılgan dünyalar, Dayanışma, Onarım
Temel Soru

Felaketin imgelerinden birlikte yaşamanın yeni imgelerine geçebilir miyiz?

03
Geleceğin Bedeni Kime Ait?
Beden, Teknoloji ve Spekülatif Öznellikler

Geleceğin görsel kültürü bedeni değiştirilebilir, çoğaltılabilir ve yeniden tasarlanabilir bir alan olarak tahayyül ediyor. Yapay bedenler, biyoteknoloji, protezler, siborglar ve insan-makine birliktelikleri "insan"ın sınırlarını yeniden düşünmeye zorluyor.

Bu başlık teknolojiden çok bedenin gelecekte nasıl tahayyül edildiğine odaklanır: hangi bedenler geleceğe ait kabul edilir, hangileri dışarıda bırakılır; yaşlanma, engellilik, üreme ve normallik geleceğin imgelerinde nasıl yeniden kurulur?

Spekülatif bedenler, Posthümanizm, Biyoteknoloji, Siborg, Protez, Üreme teknolojileri, Yaşlanma, Beden politikaları
Temel Soru

Geleceğin imgeleri bedenin sınırlarını özgürleştiriyor mu, yoksa yeni normlar mı kuruyor?

Tema 04
Görünür Olmak Yeterli mi?
Temsilden Dönüşüme: Kadınlar, Stratejik İletişim ve Görünürlüğün Politikaları
Is Visibility Enough? From Representation to Transformation: Women, Strategic Communication and the Politics of Visibility

Kadınların görünür olması, toplumsal ilişkilerin dönüşmesi anlamına gelir mi? Bir kampanyada, kurumsal anlatıda ya da dijital platformda kadınların daha fazla temsil edilmesi, onların söz sahibi olmasını ve karar alma süreçlerine katılımını da beraberinde getirir mi?

Görünürlük yalnızca kimin gösterildiğiyle değil; kimin konuşabildiği, hangi hikâyelerin dolaşıma girdiği ve bu hikâyelerin hangi amaçlarla üretildiğiyle de ilgilidir.

GİKK 2027, halkla ilişkiler ve stratejik iletişimi yalnızca mesajların oluşturulduğu ve yayıldığı bir alan olarak değil; toplumsal cinsiyet ilişkilerinin yeniden üretildiği, müzakere edildiği ve dönüştürülebildiği kültürel ve politik bir pratik olarak düşünmeye çağırıyor.

Sempozyumun Temel Sorusu

Kadınların görünürlüğü hangi koşullarda temsili aşarak toplumsal dönüşümün bir aracına dönüşebilir?

01
Kim Görünür, Kim Konuşur?
Temsil, Stratejik İletişim ve Görünürlüğün Politikaları

Kadınların iletişim kampanyalarında ve kurumsal anlatılarda daha fazla yer alması, temsil biçimlerinin de dönüştüğü anlamına gelir mi? Görünürlük hangi koşullarda güçlenme sağlarken hangi koşullarda mevcut toplumsal cinsiyet kalıplarını yeniden üretir?

Bu başlık, halkla ilişkiler ve stratejik iletişim pratiklerinde kadınların nasıl temsil edildiğini, hangi anlatıların dolaşıma sokulduğunu ve görünürlüğün kimler tarafından, hangi amaçlarla yönetildiğini sorgular.

Kadın görünürlüğü, Stratejik iletişim, Halkla ilişkiler, Toplumsal cinsiyet temsilleri, Kurumsal iletişim, Medya kampanyaları, Söylem, Görünürlük politikaları
Temel Soru

Kadınların daha fazla görünür olması, onların kendi hikâyelerini anlatabildiği anlamına gelir mi?

02
Bir Kampanya Dünyayı Değiştirebilir mi?
Feminist Savunuculuk, Sosyal Etki ve İletişim Yoluyla Dönüşüm

Bir iletişim kampanyası yalnızca farkındalık mı yaratır, yoksa toplumsal ilişkileri dönüştürme potansiyeli de taşır mı? Kadın hakları, eşitlik ve toplumsal adalet için geliştirilen kampanyalar hangi koşullarda kalıcı değişim üretebilir?

Bu başlık, kadın odaklı halkla ilişkiler kampanyalarını, feminist savunuculuk pratiklerini ve sosyal etki stratejilerini ele alır. Aynı zamanda kurumların eşitlik söylemleri ile uygulamaları arasındaki ilişkileri ve kadınların iletişim süreçlerindeki liderlik rollerini tartışmaya açar.

Feminist savunuculuk, Sosyal etki, Kadın odaklı kampanyalar, Toplumsal cinsiyet eşitliği, Kadın liderliği, Kurumsal sorumluluk, Femvertising, Kurumsal feminizm, Dayanışma
Temel Soru

Bir kampanyanın başarısını görünürlüğüyle mi, yoksa yarattığı toplumsal dönüşümle mi ölçmeliyiz?

03
Algoritmalar Kimi Görünür Kılar?
Dijital Halkla İlişkiler, Yapay Zekâ ve Etik Temsil

Dijital platformlarda kadınların görünürlüğünü kim belirler? Algoritmalar, veri temelli iletişim stratejileri ve yapay zekâ teknolojileri kadınların seslerini çoğaltırken yeni dışlama ve eşitsizlik biçimleri de üretebilir mi?

Bu başlık, dijital halkla ilişkiler pratiklerini, algoritmik görünürlüğü ve yapay zekâ destekli iletişim süreçlerini feminist bir perspektiften ele alır. Dijital kampanyalarda etik temsil, veri temelli hedefleme ve platformların toplumsal cinsiyet ilişkilerini nasıl biçimlendirdiği üzerine düşünmeye çağırır.

Dijital halkla ilişkiler, Algoritmik görünürlük, Yapay zekâ, Etik temsil, Dijital savunuculuk, Platform kültürü, Veri temelli iletişim, Algoritmik önyargı, Dijital eşitsizlik
Temel Soru

Dijital teknolojiler kadınların seslerini çoğaltıyor mu, yoksa kimin duyulacağını belirleyen yeni iktidar mekanizmaları mı kuruyor?

Özel Bölüm · Guest Section
Misafirimiz Olun
Misafirimiz Olun: Erkeklik Çalışmaları
Be Our Guest: Masculinity Studies

Erkeklik, görsel-işitsel kültürde yalnızca temsil edilen bir kimlik değil; imgeler, anlatılar, bedenler, sesler ve performanslar aracılığıyla sürekli yeniden kurulan bir toplumsal konumdur.

GİKK 2027, feminist düşüncenin açtığı eleştirel alandan hareketle bu yıl Erkeklik Çalışmaları alanındaki araştırmacıları özel bir bölümle sempozyuma davet ediyor. Bu bölüm erkekliği yalnızca hegemonya ve iktidar üzerinden değil; bakım, kırılganlık, duygulanım, dijital kültür ve değişen toplumsal ilişkiler üzerinden yeniden düşünmeye çağırıyor.

Sempozyumun Temel Sorusu

Görsel-işitsel kültür erkekliği yalnızca temsil mi eder, yoksa erkek olmanın mümkün biçimlerini de üretir mi?

01
Erkeklik Gerçekten Değişiyor mu?
Hibrit Erkeklikler ve Değişen Erkeklik Performansları

Günümüz görsel-işitsel kültüründe erkeklik artık yalnızca güç, otorite ve duygusal mesafe üzerinden kurulmaz. Bakım veren, kırılganlığını gösteren ve eşitlikçi bir dil kullanan erkeklik imgeleri giderek daha görünür hale geliyor.

Ancak bu değişim yeni bir soruyu beraberinde getiriyor: Erkeklik gerçekten değişiyor mu, yoksa değişen toplumsal koşullara uyum sağlayarak iktidarını yeni biçimlerde mi sürdürüyor?

Hibrit erkeklikler, Hegemonik erkeklik, Erkeklik performansları, İktidar ve ayrıcalık, Yeni erkeklik imgeleri
Temel Soru

Erkeklik değişiyor mu, yoksa yalnızca yeni bir görünüm mü kazanıyor?

02
Feminist Bir Erkeklik Mümkün mü?
Feminist Masculinities, Caring Masculinities ve Kırılganlık

Erkekliği iktidar ve tahakkümden bağımsız düşünmek mümkün müdür? Bakım, duygulanım, kırılganlık ve ilişkisel olma biçimleri erkekliğin dönüşebileceği alanlar olabilir mi?

Bu başlık, feminist masculinities ve caring masculinities tartışmalarından hareketle görsel-işitsel kültürün başka erkeklik biçimlerini nasıl tahayyül ettiğine odaklanır.

Feminist masculinities, Caring masculinities, Bakım, Kırılganlık, Duygulanım, Tahakkümden vazgeçme, İlişkisel erkeklik
Temel Soru

Görsel-işitsel kültür tahakkümden vazgeçen bir erkekliği tahayyül edebilir mi?

03
Dijital Kültür Nasıl Bir Erkeklik Üretiyor?
Digital Masculinities, Manosphere ve Manfluencer Kültürü

Erkeklik bugün yalnızca film ve televizyon anlatılarında değil; sosyal medya, podcastler, çevrimiçi video, oyun kültürü ve dijital topluluklarda da üretiliyor.

Bu başlık, digital masculinities, manosphere ve manfluencer kültüründen hareketle platformların mevcut erkeklik biçimlerini yalnızca yansıtıp yansıtmadığını değil; algoritmik görünürlüğün ve dikkat ekonomisinin yeni erkeklik performanslarının oluşumundaki rolünü de tartışmaya açar.

Digital masculinities, Manosphere, Manfluencer kültürü, Platform kültürü, Algoritmik görünürlük, Dijital erkeklik performansları
Temel Soru

Dijital platformlar erkekliği görünür mü kılıyor, yoksa yeni erkeklik biçimleri mi üretiyor?